DİYOR Kİ…!
9 Eylül 2016 Cuma
ONDAN MESAJ VAR!!
Gülüyorum bazen size. Senin için huzurlu olan her ne ise, eminsen iyi olduğuna, iyi amellerde bulunduğuna inanıyorsan, ben niye imtihan edeyim, bozayım kurduğun düzenini. Eskinin diliyle neden çarpayım ki .EE Deli bir yaratanım o zaman ben. :) Hakikaten ne kadar yanlış anladınız siz beni ve niyetimi.
Ben sana diyorum ki… Korkma, tapma, oku, düşün, aklını kullan. Sen diyorsun ki O kitap kutsal elleme, ıstırap çekiyorum imtihan bu, bu keyifli ama yasak. Sonra içinizde bastırdığınız tüm duygulardan, rüzgâra savrulup gitmenizden beni sorumlu tutuyorsunuz.
Diyorum ki, oku ve aklını kullan, düşün. Atalarının taptıklarına sen tapma… Sen anahtarın dediğim kitabı alıyorsun, çocukların ve kendinizin dahi ulaşamayacağı bir yerlere saklıyor ve hatta kılıflar içine hapsediyorsunuz. Sonra o ne demiş, bu böyle yapmış, hadi oradan gideyim. Arapça yazı yazan bir kâğıt parçası sen çarpar diye korkuyorsun, içinde ne yazıyor haberin yok. Bir vatandaşın dediği iki kelamla hayatına yön veriyorsun sonra aa ben ne yapıyorum, neden buradaydım. Ne farkın kaldı senin şimdi puta tapandan, bir heykel karşısında aman dileyenden. Okumadın, anlamadın, zihnini bir kendine açıp sayfaları karıştırmadın.
Ne farkın kaldı senin ağaçtan, taştan, kuştan. Aklın, özgür iraden, şekil verebilmen maddeye. Maddeden, başka yeni bir madde yaratan sen ne fakın kaldı. Oku, sor, sorgula, cevap iste, kabul et ya da etme. İnsana yakışanı yap.
Sabır senin için; ama taş değilsin sen. Çalışmak, azmetmek senin için ama karınca değilsin. Güç ve irade senin ama dağ değilsin, iyilik senin elinde ama melek değilsin, tek başına her şeyin üstesinden gelebilirsin ama asla yalnız değilsin, olduğun yerde kalmak senin kararın tabi ama ağaç değilsin, yalnızca olduğun yerde kök salmak zorunda değilsin, yaprak misali rüzgâra bırakamazsın kendini. Anlasana sen çok yönlü ve yetki sahibi bir varlıksın.
Bir sen kabul ettin insanlığı. Cahil ve zalimliğinden ve cesaretinden.
Senden ne isteyebilirim ki. Senden ne istediğim olabilir ki iyiliğinden, gelişimini görmekten başka. Neden karşılığını bekleyim ki senden, sence ben ihtiyaç sahibi miyim? :) İsterim ki sana verilen özellikleri fark et, her nerde ve ne yapıyorsun şıklığınla, iyilikle yap. Her ne yapıyorsan sen kendin için keyifle, huzurla yap. Anlayarak fark ederek yaşa.
Hani diyorsun ya ‘’mümkün değil’’… Sen hiç bana inanmamışsın ki.
Özgür iradene ben bile müdahale edemem. Çünkü bu yetkiyi ben verdim sana. Öyleyse düşünerek karar ver. Benim sana saygıma karşılık sen nasıl nasıl duymazsın kendine.
Ne olmak istiyorsan o oluyorsun. Ben de sana gerekli olanı veriyorum.
Ben hepinizi tek tek sevip sayarken sizler neden bu zulmü kendinize, birbirinize yapıyorsunuz. Hangi şekilde, renkte olursanız olun, hangi büyük hataları (günahları) işliyor olursanız olun değişmek, iyileşmek isteyene imkân verirken ben, siz neden affetmem, affetmez deyip eziliyorsunuz ya da kibirleniyorsunuz. Ben sizleri bir ve bütün olan bir sistem üzerine gönderdim. Birsiniz ama koca bir bütünün parçası olan sizler nasıl ayırırsınız, itersiniz kendinizi ya da bir başkasını.
Hiç inanıyorum demeyin öyleyse. İnancınız bu yöndeyse Siz beni de sorunlu bir yaratan olarak anlamışsınız.
Silkelen ve kendine gel. Kıyametin, cehennemin ve cennetin senin elinde. Ne isterseniz isteyin ve ben size sunayım içinizdeki huzur, mutluluk, doyum, tatminlik ve iyilik hislerinize müdahale edemem. O sizin zihninizde kalbinizde. Ne yoksullar, ne krallar gördü bu âlem. Ancak dileyen huzurlu ve iyi insan olabildi. Dileyen yaratıcılığını yetkisini kullanabildi. Ne aşk, ne taht, ne hazine sandıkları, ne büyük başarılar ve daha aklına ne geliyorsa, hiç biri o içinde sakladığın sıkıntıyı derdi alamadı. Ancak sen istersen mutlu olabilirsin. Her nerde, ne yapıyor ve nasıl olursan ol.
Ben sizi, her birinizi seviyor ve sayıyorum. Siz sevmeyi saymayı kabul edin yeter.
Gülçin ARSLANBAŞ-KEÇELİOĞLU
1900
Kaydol:
Yorumlar (Atom)